<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
	<channel>
		<title>Oyun Mods-Farming Simulator 2011 Euro Truck Simulator 2</title>
		<link>http://oyunmods.ucoz.com/</link>
		<description>OYUN MODS FORUM</description>
		<lastBuildDate>Wed, 10 Nov 2010 13:40:24 GMT</lastBuildDate>
		<generator>uCoz Web-Service</generator>
		<atom:link href="https://oyunmods.ucoz.com/forum/rss" rel="self" type="application/rss+xml" />
		
		<item>
			<title>Spor&apos;un Tarihçesi</title>
			<link>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-390-1</link>
			<pubDate>Wed, 10 Nov 2010 13:40:24 GMT</pubDate>
			<description>Forum: &lt;a href=&quot;https://oyunmods.ucoz.com/forum/37&quot;&gt;BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Thread starter: hasan525&lt;br /&gt;Last message posted by: hasan525&lt;br /&gt;Number of replies: 0</description>
			<content:encoded>&lt;span style=&quot;color:blue&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Spor&apos;un Tarihçesi&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;p&gt; &lt;span style=&quot;font-size:10pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Hayvanların çoğu oyun oynar, atlar, sıçrar ve tırmanır ama yalnız insan spor yapar. İnsanlar da, tarih boyunca koştular, tırmandılar, ağır nesneleri kaldırdılar, yüzdüler. Ne var ki, bu fiziksel etkinlikleri her zaman spor amacına yönelik ve yarışma biçiminde olmadı. Çocukların, ilkçağlardan bu yana oyunlarında koşular düzenleyerek yarıştıkları ya da güreştikleri söylenebilir. Büyükler arasında ise, fiziksel yarışma anlammda sporun ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemektedir. &lt;br /&gt; Arkeolojik buluntular Eski Çin&apos;de top oyunlarının yaygın biçimde oynandığını göstermiştir. Eğer bu oyunlar dinsel bir gösteri değil de bir yarışma özelliği taşıyorsa, sporun ilk biçimlerinden biri olarak ele alınabilir. Eski Yunan ve Roma&apos;da da top oyunları boş zamanların sağlıklı bir biçimde değerlendirilmesi amacıyla oynanırdı. &lt;br /&gt; Eski Mısır&apos;da spor oldukça yaygındı. Firavunlar, ülkeyi yönetecek yetenekte olduklarını, avcılıkta ve ok atmadaki üstünlüklerini göstererek kanıtlardı. Böyle gösterilerde firavunlar bir başka kişiye karşı yanşmazdı. Bu nedenle olağanüstü basarilanyalnızca birer efsane de olabilir. Kutsal nitelik taşımayan sıradan Mısırlılar ise atlama, güreş, sırık dövüşü ve top oyunları gibi bugün hâlâ görülen sporlarla da ilgilendiler. &lt;br /&gt; Eski Yunan ve Girit&apos;te spor gösterileri hem dinsel, hem din dışı amaçlarla gerçekleştirilirdi. Homeros&apos;un İlyada ve Odysseia adlı yapıt-larında bu iki tip spor etkinliğinden de söz edilir. Din ve sporun birleştirildiği en ünlü spor etkinliği, başlangıcı İÖ 776 olarak belirlenen, ama geçmişi büyük olasılıkla daha eski tarihlere uzanan Olimpiyat Oyunları&apos;dır. Eski Yunan&apos;da benzer kutsal oyunlar Delfi, Korint ve Nemea kentlerinde de düzenlenirdi. Bu dört kentteki oyunlarda başarılı olan atletler büyük bir ün ve onur kazanmanın yanı sıra, çeşitli maddi ödüller de alırdı. Yunanlılar dindışı sporlarla da yakından ilgiliydiler. Gymnasiori&apos;u olmayan kent devletlerinin tam bir toplum olamadıkları düşünülürdü. Bu gymnasion&apos;larda atletler eğitilir ve yarıştınlır-dı. Eski Yunan&apos;da, askeri disiplinin çok önemli olduğu Sparta dışında, kadınlar spor etkinliklerine katılmaz ve Olimpiyat Oyunları&apos;na alınmazlardı. Bu genel uygulama dışında kalantek örnek tanrıça Hera onuruna düzenlenen yarışmalardı. &lt;br /&gt; Eski Roma&apos;da savaş arabası yarışları en yaygın spor gösterilerindendi. Ama atletizm, boks, güreş, cirit ve disk atma gibi sporlara da ilgi gösterilirdi. Roma&apos;da savaş arabası yanşları 250 bin kişi tarafından izlenen büyük gösteriler biçiminde düzenlenirdi. Bu sayı Colosseum&apos;da gladyatörlerin gösterilerini izlemeye gelenlerin yaklaşık beş katıydı. Bunun bir nedeni de, gladyatör kiralamanın ve dövüştürmenin oldukça pahalıya mal olmasıydı. Gladyatör dövüşlerinde ya insan insana karşı ya da insanlar hayvanlara karşı mücadele&apos; ederdi. Neron döneminde arenada kadın gladyatörler de dövüştürülmeye başlandı. Araba yarışları, gladyatör dövüşlerinin Hıristiyanlar&apos;ın tepkisi ve ağır maliyetler nedeniyle İS 5. yüzyılın başlarında sona erdirilmesinden çok sonra da sürdürüldü. Araba yanşları oldukça modern yarışlardı. Yarışçılar Yeşiller ve Maviler gibi ayn takımlarda toplanır, bu da taraftarlarının bağlılıklarını güçlendirir, ilgilerini ayakta tutardı. &lt;br /&gt; Ortaçağda sporun daha az örgütlü olduğu görülür. Panayırlar ve mevsim şenliklerinde erkekler ağır taş ve tahıl çuvalları kaldırma yarışmaları yaparlardı. Kırsal kesimde en yaygın spor, hemen hiçbir kuralı olmayan halk futboluydu. Evlilerin bekârlara ya da bir köyün başka bir köye karşı oynadığı bu oldukça vahşi oyun İngiltere ve Fransa&apos;da 19. yüzyıla kadar sürdü. &lt;br /&gt; Ortaçağın soyluları arasında okçuluk en gözde spordu. Bazen bir şenliğe dönüşen okçuluk yarışmaları aylar öncesinden tasarlanırdı. Kasabalar arası yarışmalardaki törenlerde okçular, sporun koruyucu azizlerinin resimleri ve heykellerinin ardında yürürlerdi. Kasaba halkı, soylular arasında düzenlenen bu okçuluk turnuvalarına alınmaz, yalnızca izleyici olabilirdi. Genellikle, yarışmaları izlemeye gelen halk için koşu, atlama ve güreş karşılaşmalarıda düzenlenirdi. &lt;br /&gt; Ortaçağda köylü kadınlar koşulara ve top Oyunlarına serbestçe katılırdı. Soylu kadınlar da ava çıkar ve şahin beslerdi. &lt;br /&gt; Rönesans döneminde spor artık tümüyle dinsel amaçların dışına çıkmıştı. 15. ve 16. yüzyılların soyluları ve aydınları dansı spora yeğlediler. Bale Fransa&apos;da bu dönemde gelişti. Atlar ise zarif hareketlerle yürümeleri için eğitildi. Bu dönemde sporcular arasındaki mücadeleden çok, görünümlerinin soyluluğu ve incelikli davranışlarıyla ilgilenildi. &lt;br /&gt; Avrupa&apos;da sporun günümüzdeki biçimini alması 17. yüzyılın sonlarında başladı. İngiltere&apos;de sırık dövüşü gibi geleneksel sporlar yerini kriket gibi daha örgütlü oyunlara bıraktı. Boks sporu 18. yüzyıl boyunca yaygınlaştı ve bu sporu daha uygar kılmak üzere kurallar geliştirildi. &lt;br /&gt; 18. ve 19. yüzyıllarda spor giderek uzmanlık dallarına ayrıldı. Kurulanulusal örgütler standart kurallar koydu. 1863&apos;te İngiltere&apos;de ortaçağın halk futbolundan kaynaklarıan yeni tip futbolu geliştirmek üzere Futbol Birliği kuruldu. ABD&apos;de ragbi ve Amerikan futbolu gelişti. Modern sporlar bu iki ülkeden dünyaya yayıldı. İngiltere, başlangıcı Rönesans Fransa&apos;sına dayanan tenis gibi, kökenleri başka ülkelerde olan sporları da modernleş-tirdi. 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Uluslararası Olimpiyat Komitesi (1894), Uluslararası Futbol Federasyonu (1904) ve Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (1912) gibi örgütler kuruldu. &lt;br /&gt; Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri, Asya ve Afrika&apos;yı sömürgeleştirdikleri dönemlerde, yerli sporların yerine kendi sporlarını geçirdiler {bak. Sömürgecİlİk ve Emperyalizm). Batılı olmayan ülkelerden Japonya&apos;da, geleneksel bir spor olan sumo (Japon güreşi) halk arasında yaygın ve sevilen bir spor-olma özelliğini korudu. Gene Japonya, modern Olimpiyat Oyunları&apos;na judo gibi bir sporla katkıda bulunan ve batılı olmayan sayılı ülkelerden biri oldu. &lt;br /&gt; Modern sporlara geçişin ardında Sanayi Devrimi&apos;nce desteklenen bilimsel gelişmeler yatar. Bu dönemden sonra, atletler, fiziksel olarak en yüksek düzeylerine ulaştırılmak üzere sistemli bir biçimde çalıştırıldı. Basketbol, voleybol gibi yeni sporlar, pazara sürülen yeni bir mal gibi, istenen Özellikleri karşılayacak biçimde özel olarak geliştirildi. Kapitalist girişimcilik, sporların pazarlarıabilir bir ürün olarak modernleştirilmesinde önemli bir rol oynadı. Boş zamanı değerlendirmek için oynanan geleneksel oyunların modern spor dallarına dönüştürülmesinde okulların ve üniversitelerin de önemli katkıları oldu. Modern futbol İngiltere&apos;de Victoria döneminde seçkin gençler tarafından geliştirildi. Kürek sporu ile pist ve alanatletizmi ise modern biçimlerini İngiliz ve ABD üniversitelerinde aldı. &lt;br /&gt; Bireysel bir spor olan jimnastik kara Avrupa&apos;sında gelişti. Kökenlerini 18. ve 19. yüzyılda Almanya ve İskandinav ülkelerinden alanjimnastik, rekabete dayanmayan farklı bir spor olarak ortaya çıktı. Günümüzün bireysel jimnastik sporu bu eski spordan gelişmiştir.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content:encoded>
			<category>BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR</category>
			<dc:creator>hasan525</dc:creator>
			<guid>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-390-1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sporun Tarihi</title>
			<link>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-389-1</link>
			<pubDate>Wed, 10 Nov 2010 13:37:58 GMT</pubDate>
			<description>Forum: &lt;a href=&quot;https://oyunmods.ucoz.com/forum/37&quot;&gt;BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Thread starter: hasan525&lt;br /&gt;Last message posted by: hasan525&lt;br /&gt;Number of replies: 0</description>
			<content:encoded>&lt;span style=&quot;color:red&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Sporun Tarihi&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10pt;&quot;&gt;1970 li yıllardan bu yana, özellikle 1980 Moskova Olimpiyat Oyunları sırasında spor felsefesi spor biliminin kuramıyla genel felsefi kuramın birçok alanının örtüştüğü yerde kendini daha da belirgin gösterdi. Nasıl ki ahlak felsefesi (etik), estetik, kültür felsefesi gibi felsefe dalları kendi aralarında daha yakın bağlar kurmuşlar ve birçok sorunda ortak çalışmışlarsa, spor felsefesi de spor ahlakı, spor estetiği, spor kültürü gibi alt dallarıyla bağıntılı bir bütünlük oluşturmayı gerçek-leştirmiştir. Spor bilimiyle spor felsefesinin kuramsal temellerde bu buluşması, günümüzde insan problematiğine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu boyut geleneksel &quot;Beden Eğitimi&quot; kavramının dışına taşarak sporun yalnız beden hareketi ve hareketin eğitimden ibaret olmadığını, çok daha geniş bir zemine yayıldığını, bir düşünce ve eylem tarzı, özünde bir hayat tarzı olduğunu ortaya çıkardı. &lt;p&gt; Spor biliminin hem doğa bilimi özelliği hem de toplum bilimi özelliği var ve bu özellikler birbirine eklemeli biçimde değil, organik bütünlük olarak iç içedirler. Spor yapan insanın düşüncesi, kişiliği, değer duygusu ve bilinci onun beden hareketindeki başarısından, etkisinden daha az önemli değildir; çünkü insan, adalelerinin gücünden, onların hareketinin hızından ve isabetliliğinden ibaret değildir. Onun her eylemi, koruduğu değerlerde bezenmiştir ve spor yapan insan da öncelikle kendi toplumsallığını korumak, geliştirmek için kurallı - düzenli bir eylemler dizisine girişir. Sportif değerler bu eylemlerde görülür.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content:encoded>
			<category>BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR</category>
			<dc:creator>hasan525</dc:creator>
			<guid>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-389-1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Beden eğitiminin tarihçesi</title>
			<link>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-388-1</link>
			<pubDate>Wed, 10 Nov 2010 13:36:17 GMT</pubDate>
			<description>Forum: &lt;a href=&quot;https://oyunmods.ucoz.com/forum/37&quot;&gt;BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Thread description: Beden eğitiminin tarihçesi&lt;br /&gt;Thread starter: hasan525&lt;br /&gt;Last message posted by: hasan525&lt;br /&gt;Number of replies: 0</description>
			<content:encoded>&lt;span style=&quot;color:red&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Beden eğitiminin tarihçesi&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;p&gt; &lt;span style=&quot;font-size:10pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;Beden eğitimi, eğitimin, insanın beden sağlığını ve becerilerini geliştirmeye yönelik dalına denir. Beden eğitimi, insanın zihinsel eğitim kadar bedensel eğitime gereksinmesi olduğu düşüncesine dayanır. Beden eğitiminin geçmişi, uygarlıklar tarihi kadar eskidir. Günümüzden yaklaşık 2.400 yıl önce yaşamış olan Yunanlı filozof Platon’un &quot;Gerçek müzisyen ve sanatçı, müzikle cimnastiği en doğru oranlarda birleştirebilen kişidir&quot; sözleri, Eski Yunan’da beden eğitimine verilen önemi gösterir. Eskiçağlarda beden eğitime verilen bu önem, sonraki yüzyıllarda unutuldu. Zihinsel eğitimin beden eğitimiyle ilişkisi göz ardı edildi. Beden eğitimine yeniden dikkat çeken kişi, 18. yüzyılda Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau oldu. Rousseau, Emil (Émile ou, de l&apos;éducation; 1762) adlı yapıtında beden eğitiminin okul dersleri arasına girmesi gerektiği görüşünü savundu. Okullarda beden eğitimi derslerini koyan ilk ülke ise 1814&apos;te Danimarkailköğretimin zorunlu olduğu hemen bütün ülkelerde beden eğitimi ders programında yer alır. oldu. Daha sonra Danimarka’yı başka ülkeler izledi. Bugün, &lt;br /&gt; Beden eğitimi dersleri yaş gruplarına göre uygulanır. Çok küçük çocukların beden eğitiminde öncelikle koşmak, tırmanmak, zıplamak ve oynamak gibi doğal hareketlerini geliştirmesi amaçlanır. Daha büyük çocuklara ise, özel eğitim görmüş öğretmenlerce temel beden eğitimi dersleri ve yarışmaya yönelik spor etkinlikleri öğretilir. Yüzme, cimnastik, atletizm ve tüm takım sporları bu tür etkinlikler arasında sayılır. &lt;br /&gt; Beden eğitimi derslerinde öğrencilere bedenlerini geliştirme ve formda tutmanın yanı sıra, başkalarıyla işbirliği yapma, kendi güçlü ve zayıf yönlerini tanıma da öğretilir. Öğrencilik yıllarını geride bırakan yetişkinler de, bu tür etkinliklere katılabilirler. &lt;p&gt; Türkiye&apos;de modern beden eğitiminin öncüsü Selim Sırrı Tarcan&apos;dır. 1919 yılında beden eğitimini geliştirmek amacıyla İzmir&apos;de bir salon açmaya çalıştı, bu girişimi “Sarıklılar” tabir edilen aşırı muhafazakarlar tarafından engellense de, o dönemde Vali Rahmi Bey, Necati Bey, Vasıf Çınar Beyle görüştü. Tarcan&apos;ın spor sevgisi aşısı sonucu Rum ve Ermeniler ile diğer azınlığın etkinliği nedeniyle artık Türk gençleri spor yapmaya başladılar. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content:encoded>
			<category>BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR</category>
			<dc:creator>hasan525</dc:creator>
			<guid>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-388-1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>BESLENME NEDİR?</title>
			<link>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-40-1</link>
			<pubDate>Sun, 25 Apr 2010 20:16:49 GMT</pubDate>
			<description>Forum: &lt;a href=&quot;https://oyunmods.ucoz.com/forum/37&quot;&gt;BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Thread starter: hasan525&lt;br /&gt;Last message posted by: RenaultMagnum&lt;br /&gt;Number of replies: 1</description>
			<content:encoded>&lt;span style=&quot;color:red&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:8pt;&quot;&gt;Beslenme &lt;br /&gt; Beslenme, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az ya da çok alındığında, büyüme ve gelişmenin engellendiği ve sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur. Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için sağlığın temelini oluşturan yeterli ve dengeli beslenme önemlidir. &lt;br /&gt; Yeterli ve Dengeli Beslenme &lt;br /&gt; Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması “yeterli ve dengeli beslenme” dir. Besin öğeleri vücudun gereksinmeleri düzeyinde alınamazsa, yeterli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılamadığından “yetersiz beslenme” durumu oluşur. &lt;br /&gt; Birey yeterince yemesine karşın, uygun seçim yapamadığı ya da yanlış pişirme yöntemi uyguladığı zaman bu besin öğelerinin bazılarını alamayabilir. Bu durumda, o besin öğesinin vücut çalışmasındaki işlevi yerine getirilemediğinden yine sağlık bozukluğu oluşur. Bu durum da “dengesiz beslenmedir”. &lt;br /&gt; Besin Öğeleri ve Vücut Çalışmasındaki Etkinlikleri &lt;br /&gt; İnsanın gereksinmesi olan ve besinlerin bileşiminde yer alan 40’ı aşkın besin öğesi kimyasal yapılarına ve vücut çalışmasındaki etkinliklerine göre 6 grupta toplanır. Bunlar; proteinler, yağlar, karbonhidratlar, madenler, vitaminler ve sudur. &lt;br /&gt; Proteinler: Proteinler, hücrelerin esas yapısını oluşturur. Belirli hücreler birleşerek vücut organları ve dokuları yapılır.Protein, büyüme ve gelişme için en önemli besin öğesidir. Birçok hücre zamanla ölür ve yenileri yapılır. Bu nedenle proteinler, hücrelerin sürekliliği için de önemli bir besin öğesidir. Vücudun savunma sistemlerinin, vücut çalışmasını düzenleyen enzimlerin, bazı hormonların da esas yapıları proteindir. Protein aynı zamanda vücutta enerji kaynağı olarak da kullanılır. &lt;br /&gt; Yetişkin insan vücudunun ortalama % 16’sı proteinden oluşur. Bu depo şeklinde değil, çalışan ve belirli ödevler yapan hücreler şeklindedir. &lt;br /&gt; Yağlar: Yetişkin insan vücudunun ortalama %18’i yağdır. Birey harcadığından çok yediğinde vücudun yağ oranı artar, harcadığından az yediğinde ise azalır. Bu nedenle vücut yağı insanın başlıca enerji deposudur. Enerji kaynağı olmadığında, vücuttaki yağ deposu kullanılır. Yağ en çok enerji veren besin öğesidir. Vitaminlerin bir bölümü vücuda yağla alınır. Yağ doygunluk hissi verir. Derialtı yağı vücut ısısını kontrol eder. &lt;br /&gt; Yağlar bileşimlerinde bulunan yağ asitlerine göre 3 gruba ayrılırlar; &lt;br /&gt; a)Doymuş yağ asitleri ( tereyağı, içyağı, vb.) &lt;br /&gt; b)Tekli doymamış yağ asitleri (zeytin yağı) &lt;br /&gt; c)Çoklu doymamış yağ asitleri (ayçiçekyağı, mısırözüyağı, soya yağı vb.) &lt;br /&gt; Karbonhidratlar: Karbonhidratların başlıca görevi vücuda enerji sağlamasıdır. Günlük enerjimizin çoğunu karbonhidratlardan sağlarız. İnsan vücudunda karbonhidratlar çok az miktarda glikojen olarak bulunur. Glikojen en çok karaciğerde yer alır. Diğer organlarda ve kaslarda da bir miktar glikojen bulunur. Kanda glikoz şeklinde belirli miktarda bulunması, dokulara sürekli enerji sağlanması bakımından önemlidir. Yetişkin insan vücudundaki toplam karbonhidrat miktarı % 1’in altındadır. &lt;br /&gt; Mineraller(Madenler): Yetişkin insan vücudunun ortalama %6’sı madenlerden oluşmuştur. Madenlerin bir bölümü iskelet ve dişlerin yapıtaşıdır. Diğer bir bölümü vücut suyunun dengede tutulmasını sağlar. Bazı madenler, vücutta besin öğelerinden enerji oluşmasında ve zorunlu oksijenin taşınmasında gereklidir. Bazı madenler de vücudun çalışmasını düzenleyen enzimlerin bileşiminde yer alır. &lt;br /&gt; Vitaminler: Vitaminlerin bir bölümü, besinlerle aldığımız karbonhidrat, yağ ve proteinden enerji elde edilmesine ve hücrelerin oluşması ile ilgili biyokimyasal olayların düzenlenmesine yardımcı olurlar. Bazı vitaminler, kalsiyum ve fosfor gibi madenlerin kemik ve dişlere yerleşmesine yardımcıdır. Bazı vitaminler de vücut için gerekli bazı besin öğelerinin bozulmadan işlevini sürdürmesi ve bazı zararlı maddelerin etkilerinin azaltılmasında yardımcıdırlar. &lt;br /&gt; Su: Su, besinlerin sindirimi, dokulara taşınmaları, hücrelerde kullanılmaları sonucu oluşan zararlı atıkların ve vücutta oluşan fazla ısının atılması için gereklidir. Vücuttaki bütün kimyasal olaylar çözelti içinde oluştuğundan, vücutta yeterince su bulunması yaşam için zorunludur. Yetişkin insan vücudunun ortalama %59’u sudur. Bebeklerin vücudunda su oranı yetişkinlerden daha yüksektir. &lt;br /&gt; Bütün besin öğeleri birlikte alındığında vücut normal büyüme ve gelişimini, sağlıklı ve güçlü çalışmasını sürdürür. &lt;br /&gt; Günlük Alınması Gereken Besinler: &lt;br /&gt; Yeterli ve dengeli beslenmek için değişik yaş, cinsiyet ve özel durumlardaki bireylerin enerji ve besin öğeleri gereksinmeleri farklıdır. &lt;br /&gt; Besinlerimiz, içerdikleri besin öğelerinin türleri ve miktarları yönünden farklıdır. Bazı besinler proteinden, bazıları karbonhidrattan zengindir. Bu nedenle, besinlerimizi, besleyici değerleri yönünden 4 grup altında toplayabiliriz. Bu grup içinde yer alan besinler, birbirinin yerini tutar. Günlük beslenmemizde her gruptan besin bulunur ve bunların miktarları gereksinmemize uygun olursa, yeterli ve dengeli besleniriz: &lt;br /&gt; Grup 1: &lt;br /&gt; Süt ve sütten yapılan yiyecekler: Bu grup kalsiyum için en iyi kaynaktır. Süt, yoğurt, peynir, çökelek, süt ile yapılan tatlılar bu gruba girer. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçından günde 2 porsiyon yenilmelidir. En az bir büyük su bardağı süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu büyüklükte peynir, bir küçük kase muhallebi veya sütlaç bir porsiyon kabul edilir. Bu gruptaki yiyecekler özellikle büyümekte olan çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar ile yaşlılar için önemlidir. Yetişkin ve normal durumda olan kişilere günde iki porsiyon, çocuklar, gebe-emzikli kadınlar ve yaşlılar 3-4 porsiyon almalıdır. &lt;br /&gt; Grup 2: &lt;br /&gt; Et, tavuk, balık, yumurta, kuru nohut, fasulye, mercimek, ve bu besinlerden yapılan ürünler: Bu gruptaki besinler protein, B vitaminleri ve demirden zengindir. Enerji de verirler. Herhangi birinden ya da bir kaçından her gün 2 porsiyon yenilmelidir. Bu grup besinler, öğle ve akşam birinci yemeği oluşturur. Öğünlerden birinde kurubaklagil, birinde etli sebze yemeği yeterlidir. Etin yerine balık veya tavuk da yenilebilir. Gençler, gebe-emzikli kadınlar bu gruptan 3 porsiyon almalıdır. &lt;br /&gt; Grup 3: &lt;br /&gt; Taze sebze ve meyveler: C vitamini, birçok vitamin ve mineral gereksinmemizi bu gruptan karşılarız. Karnabahar, kereviz, patlıcan, enginar, pancar, kabak, domates, salatalık, biber, yeşil yapraklı sebze ve otlar, havuç, her türlü meyveler bu gruba girer. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçının karışımından her gün 5-7 porsiyon yenilmelidir. &lt;br /&gt; Grup 4: &lt;br /&gt; Tahıllar ve tahıllardan yapılan yiyecekler: Bu grup temel enerji kaynağımızı oluşturur. Ekmek, makarna, şehriye, pirinç, bulgur, kuskus, börekler, un ve irmikten yapılan tatlılar bu gruptandır. Ekmek, her öğün yediğimiz yiyecektir.Yetişkin bir kişi için öğünlerde bile 1-2 orta dilim ekmek yeterlidir. Hareketi fazla olan kişiler bunun iki üç katını yiyeceği gibi, daha çok oturarak iş yapan kişilerin bir porsiyondan fazla yemelerine gerek yoktur. Hareketli kişiler yaptıkları işin derecesine göre 2-3 porsiyon yiyebilirler. Bu gruptan günde 4-6 porsiyon yenilmelidir. &lt;br /&gt; Bu gruplarda belirtilmeyen, fakat yiyeceklerimize lezzet vermek için kullandığımız yağlar, şeker, salça ve baharat vardır. Şeker ve şekerli tatlılar vücuda sadece enerji sağladığından bunların fazla tüketilmesi şişmanlığa neden olur. Beden hareketi çok olan işçiler ve sporcular her yemekte tatlı yiyebilirler.Günlük yediğimiz yağların aşağı yukarı yarısı, yiyeceklerimizin bileşiminden gelir. Özellikle etle pişirilen yemeklere ilaveten yağ koymaya gerek yoktur. Katı ve sıvı yağlardan dengeli bir şekilde yenmelidir. Günlük bir kişinin alacağı yağ miktarı 20-30 g. (2-3 silme yemek kaşığı) kadardır. Bu yağın 1/3 ü bitkisel sıvı yağlar, 1/3ü zeytin yağı, 1/3 ü katı yağ olmalıdır. &lt;br /&gt; Kaynak: &lt;a class=&quot;link&quot; target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://www.saglik.gov.tr/&quot;&gt;http://www.saglik.gov.tr/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt; Yetersiz ve Dengesiz Beslenmenin Zararları &lt;br /&gt; Yetersiz ve dengesiz beslenen bir bireyin vücudu mikroorganizmalara karşı dayanıklı değildir. Bu kişiler kolay hasta olurlar ve hastalıkları ağır seyreder. Ayrıca, vücut için gerekli olan bir besin öğesinin yetersiz alınması veya hiç alınmaması durumunda vücutta o besin öğesinin görewi yerine getirilemeyeceğinden vücut çalışması aksar ve hastalıklar ortaya çıkar… &lt;br /&gt; Yetersiz ve dengesiz beslenmenin doğrudan neden olduğu hastalıkların bazıları, zayıflık, kansızlık, diş eti kanamaları, guatr, raşitizm, göz, deri ve sinir sistemi hastalıklarıdır. Dolaylı olarak neden olduğu hastalıklardan bazıları ise enfeksiyon hastalıkları, arteorriosklerotik , diyabet, hipertansiyon, şişmanlık, diş çürükleri ve karaciğer hastalıklarıdır. Bu hastalıklardan şişmanlık, hipertansiyon, diyabet vb. aşırı ve dengesiz beslenme sonucu oluşmaktadır. Yetersiz beslenme sağlık sorunlarına yol açtığı gibi aşırı ve yanlış beslenmede çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır… &lt;br /&gt; Yetersiz ve dengesiz beslenmenin en fazla etkilediği grupların başında çocuklar, gençler, gebe ve emzikli kadınlar gelmektedir. Anne karnındaki bebeğin sinir hücrelerinin sayıca gelişimi 4. aya kadar olmaktadır. Özellikle bu evrede protein ve vitaminler başta olmak üzere zengin bir diyetle beslenen gebe kadınların çocuklarında, her ne kadar alt ve üst sınır kalıtsal olarak saplanmışsa da sinir hücrelerinin sayısı bu sınırlarda en yüksek düzeye ulaşır… &lt;br /&gt; Yani, bebeğin zeka ve becerilerinin ham materyali daha çok bu ewrelerde kurulur. Yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklardaki zeka gerilikleri, bu çocukların eğitimlerini güçleştirir ve eğitim harcamalarını arttırır. &lt;br /&gt; Ayrıca; çalışma, planlama ve yaratma yeteneğini düşürür. Yetersiz ve dengesiz beslenmeyi ve doğuracağı sonuçları ortadan kaldırmak için bireye beslenme eğitimi yapılmalıdır. &lt;p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content:encoded>
			<category>BEDEN EĞİTİMİ&amp;SPOR</category>
			<dc:creator>hasan525</dc:creator>
			<guid>https://oyunmods.ucoz.com/forum/37-40-1</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>